Araştırmacı Yazar Ömer Tuğrul İnançer, Sertarikzade Kültür ve Sanat Merkezinde gerçekleştirdiği İrfan Sohbetleri'nde bu ay ilk vahiy ve emirler olan Alak Suresinin 5 ayetini yorumladı. Her ay birbirinden farklı konuları ele alan Tuğrul İnançer, dinleyicilerine Risaletin ilk yıllarııni, Efendimiz Muhammed Mustafa ve ilk iman edenlerin yaşadığı sıkıntıları anlattı.

Son peygamber olan Muhammed Mustafa'nın ilk vahiy sırasında 3 kere vücudunun sıkılmasının nübüvvet hayatında yaşadığı 3 zorluğa ve zorlukların hafifletilmesine işaret edilmesini açıklayan Ömer Tuğrul İnançer, iman edenlere karşı yapılan abluka ve ambargoları açıkladı.

İnançer, “Resulullah ümmi idi ama okuma yazma bilmediği halde birçok ilme vakıf bir ümmiydi. O anneden doğma bir alimdi. Resulullah Levh-i Mahfuzdan kendisine ilim ve sırlar verilen bir elçiydi. Ayetteki 'Kalemle öğretendir' ifadesi Levh-i Mahfuzu yazan kalemdir. Bu sebeple diğer ayette 'İnsana bilmediğini öğretti' diye buyuruyor Allah. İlk vahiy olan “oku” emri kainatı okumak demek ama kendini okuyamayanlar kainatı da okuyamaz. İlk önce kendimizi okumayı öğrenmeliyiz. Bilgiyi ve ilmi öğrendikten sonra onları yaşayanlar ancak kendine bir şeyler katabilir. Diğer türlüsü hava atmak ve hamallıktır. Çalışmak vazifedir sadece. Rızık artmaz, zahmet artar. Vehbi (ihsan edilen) ilim unutulmaz ama kesbi (bilgi) ilim ve ezber unutulur.” dedi.

SABREDENLERİN MÜKAFATLANDIRILACAĞINI BİLİYORUZ

Risaletin başlangıcındaki yaşanan skıntılara da değinen İnançer, efendimiz ve ona inananlara yapılan abluka ve ambargonun bugün kitaplarda anlatılanlardan çok daha kötü olduğunu söyleyen İnançer, konuşmasını şöyle sürdürdü: ”İnananlar Mekke şehrindeki farklı sokaklar ve mahallelerde oturuyordu. Müşrikler hepsini şehrin dışına doğru bir yere sürdü önce. İlk önce kendi toplumlarından tecrit edildiler. Ebu Talib Mekke'nin dışındaki evinde ağırladı onları. Sonra aç ve susuz bırakıldılar. Hz. Hatice bile un karşılığında verdiği yüksek miktardaki ücretlerden dolayı fakirleşti. Onların yemek bulamadıklarını ve açlıktan karınlarına taş bastıklarını Mekke ahalisi çok iyi biliyordu. Mekke'nin içerisinden üç beş merhametli kişi hariç kimse yardım etmemişti onlara. Hicret böyle bir atmosferde yapıldı. Allah daha sonra iman edenlerin sabırları karşılığında ona neler vadettiğini en belirgin ve somut olarak Mekke'nin fethiyle göstermiş oldu. Meke'nin en ileri edebiyatçıları ve okuma yazma bilenleri onun kadar değerli olamadı. Unutmamalıyız ki Mekkeli müşriklerin aralarında sadece vahyin gücünü onda hissettikleri ve kıskançlıklarından düşman kesilenler vardı. Allah cümlemize Muahabbeti Muhammedi ihsan eylesin."