Caferpaşa Kültür Sanat Merkezi’mizdeki gençlik ve şiir söyleşileri devam ediyor. Zafer Acar moderatörlüğündeki söyleşinin bu haftaki konuğu Şair Ahmet Murat, programda şiire bakışını ve kendi kuşağındaki şiir akımlarını değerlendirdi.

Ahmet Murat, şairlerin şiirlerinde betimlediği mekan ve kültür dilini mercek altına alarak Ece Ayhan ve İlhan Berk gibi ikinci yenideki bazı şairlerin İstanbul’u Ortodoksluğun başkenti yaptıklarını, Tevrat ve İncil’deki bazı söylemleri bağlamından kopartıp modern şiirde bir yaşam şekli olarak işlediklerini söyledi.

Yabancı dil bilen ya da çeviri yapan kişilerin kendi dillerine daha iyi bir yerden bakabildiğini ifade den Ahmet Murat, dil ile büyülenmenin insanı düşünce ile büyülenmeye doğru götürdüğünü ifade etti.

Murat konuşmasına şöyle devam etti: “Bizler 90 kuşağı olarak her ne kadar aynı algı içerisinde yaşasak da her birimizin farklı bir tarzı vardı. O zamanlar benim kullandığım dil diğer arkadaşlardan biraz daha ayrı gözüküyorsa bu Ortadoğu’nun sokaklarına dokunabilme becerisini gösterdiğimdendir. Akımsal olarak devam eden şiirler bulanıklaşmış dönemleri canlandırmak için taze kan gibidir. Biliyoruz ki dünya üzerinde sesini duyurmuş dergilerin güçlü teori ve manifestoları zayıf edebiyat ve kuramların geçici de olsa daha iyi gözükmesini sağlayabiliyor. Benim için polemiklerin tek gerekçesi editörlük yapmaktır. Dergilerde yeni ve genç isimlerin olması çok önemli. Ben yaptığım televizyon programlarında mikro tarihi anlayışla hareket ettim. Her yerde kendini gösterebilme şansı olanları değil de köşeye çekilip sağlam şeyler yapanların sesi olmaya çalıştım. Şiire gelince ben daha çok okuduğumda etkilenmediğim şairleri takip ederim. Şiirlerimde her şeyin yolunda gitmesini sevmiyorum. Buluş ve ritim üzerinden gitmeyi de. Modern yazmak zorundayız ama gelenekçi formu da güncel tutmalıyız. Şiir benim için her türlü yönelişlerin harmanlanan bir yapısıdır…”