Eyüp Belediyesi Caferpaşa Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki 2015-2016 sezonun ilk söyleşi konuğu Ulvi Alacakaptan oldu. Tiyatro, film ve dizilerdeki rolleriyle tanınan tecrübeli oyuncu Ulvi Alacakaptan, oyunculuk serüvenini ve gerçek yaşamıyla oyunculuğu arasındaki ayrıma değindi.

“Sanalla gerçeği ayırt edemiyoruz”

Söyleşide sanal ve gerçek kavramının ekranlarda nasıl tezahür ettiğini anlatan usta oyuncu Ulvi Alacakaptan, “Toplum olarak en önemli sorunumuz sanalla gerçeği ayırt edemiyor oluşumuz. Ayrılıklarımızı bile artık internet üzerinden yaşamaya başladık. ‘Arkadaşlıktan çıkar’ ya da ‘engelle’ butonuyla birçok şeye son veriyoruz” dedi. Sosyalleşmek isteyen kişinin artık internet üzerinden sosyal paylaşımlar yaparak tatmin olabildiğine değinen Alacakaptan, “Öyle ki sanal mezarlıklar kurup istediğimiz mezarı seçerek oradan Yasin-Tebareke okuyacak duruma geldik. Sanallık her şeyimize bulaşmış durumda” diye konuştu.

“Medya üzerinden nasıl tanıtılıyorsanız insanların hafızasında da öyle kalıyorsunuz”

Türk film ve dizilerine değinerek Türkiye’deki izleyicilerin ekrandaki oyunculukları fazla dikkate aldığını belirten Ulvi Alacakaptan, oyuncuların gerçek yaşamlarında ekrandaki karakterleriyle tanındığını söyledi. Ekranlardaki algı operasyonlarına da değinen Ulvi Alacakaptan, “Medya üzerinden nasıl tanıtılıyorsanız insanların hafızasında da öyle kalıyorsunuz” dedi.

“Tiyatro yüz yüze yapılan sohbet gibidir”

Dizi senaryolarının gerçekliğe yakın olmaması sebebiyle insana sahte tatminler yaşattığını belirten Ulvi Alacakaptan, kendi dönemlerinde meşhur olmak için evden kaçan kızların hikayelerini hatırlatarak senarist olmak için evden kaçan kızların da hikayelerini yakın zamanda dinleyebileceğimizi söyledi. Alacakaptan, “Dizilerde herkes oynayabilir. Sinemada bazı yetenekleri olan kişiler oynayabilir ama tiyatroda sadece oyuncu oynar. Tiyatro yüz yüze yapılan sohbet gibidir” notunu düştü.

Türkiye sineması kendini üretmeye başladı

Birçok tiyatro sahnesinin kurulamasında emeği olan usta oyuncu Ulvi Alacakaptan, 1980’lerde verilen bir önergeyle başlayan Amerikan filmlerinin Türkiye’deki ezici hakimiyetinin 2008’e kadar devam ettiğini belirterek Türkiye sinemasının kendine ait bir şeyler üretmeye yeni başladığını söyledi. Alacakaptan son olarak, başarı yakalayabilen yetenekli insanların olduğunu devlet ve toplum olarak onlara destek çıkmamız gerektiğini sözlerine ekledi.