Sertarikzade Kültür ve Sanat Merkezinde değerli Yazar Yaşar Değirmenci, “Kur’an-ı Kerim’in evrensel mesajları ve bize anlattıkları nedir” sorusuna cevap aradı. Muharrem ayı vesilesiyle hicret konusuna değinen Yaşar Değirmenci vahyin inşası üzerinde de durdu.

Vahyin zaman ve mekan üstü bir mesaj olduğunu vurgulayan Yaşar Değirmenci, İslam’ın her şartta ve her halde yaşanabilen bir din olduğunu söyledi. Her olaya Müslüman’ca bir bakış açısıyla yaklaşmak gerektiğini belirten Değirmenci, Hicret’in İslamı yaymak ve daha rahat yaşamak için yapıldığını ifade etti. Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sav) ‘nın Hicreti bir stratejist gibi yönettiğini, yol arkadaşından seçtiği bineğe, yerine bıraktığı kişiden karşılayanlara kadar hepsinin planlı ve dengeli bir tercih olduğunu anlatan Değirmenci şöyle konuştu: “Resulullah Hz. Ali’yi sadece kendi yerine bırakıp gitmedi. Kendinde kalan emanetleri sahiplerine geri vermesi için onu görevlendirmişti. Peki, Hicret bize emanet şuuru veriyor mu? O liyakat ve ehliyet sahibi insanları değerlendirmesini iyi biliyordu. Sahabeleri kabiliyetlerine göre istihdam etti. Buna dikkat etmeliyiz. Biz elimize para ve makam geçtiği zaman irademize sahip olamıyoruz. Halbu ki Musab bin Umeyr çok zengin ve entelektüel bir kişiydi ama öyle bir duruşu vardı ki Medine’nin inşasında Peygamber onu görevlendirmişti. Zeyd bin Harise’nin iki yabancı dil öğrenmesine vesile olduktan sonra (İbranice ve Süryanice) diplomatik ilişkileri ona vermişti. Aşure dağıtmakla neyi halletmiş oluyoruz. İki üç sene de bir umre yapıyoruz ve böylece temizlendiğimizi zannediyoruz ama kul hakkı, komşu hakkı eş ve dostların sıkıntılarını gidermiyoruz? Üç aylar orucu cenneti garantilemiyor. İmam Rabbani istikamet üzerine dine hizmet etmekten bahsediyor ama nedir bu istikamet üzere olan din, hiç sorgulamıyoruz?