Sertarikzade Kültür ve Sanat Merkezinde Senai Demirci ile başlayan Kuran Anlama Atölyesi her hafta yeni katılımcıları bünyesine katarak devam ediyor.

Kuran'ın, insan fıtratının alt yapısını izleyerek konuşan bir sesleniş olduğunu, meallerin ötesinde, meallerin söyleyebildiğinden daha sıcak, daha diri bir hitap olduğunu anlatmak için düzenlenen programda Senai Demirci, mealin çağrışımından Kuran’ın ana sesine ulaşmak amacıyla her hafta yaptığı anlatılarını görsel suumlarla destekleyerek katılımcılara aktarıyor.

Her vakit namazda okunan Subhaneke duasıyla beraber Fatiha suresinin anlam ve hakikati üzerinde duran Demrici, Subhaneke duası ve Fatiha suresi üzerinden hamd, teşekkür, hayret ve minnet kavramları üzerine konuştu. Allahın insanları her daim yeniden yarattığını örneklerle açıklayan Demirci “Her namazda okuduğumuz Fatiha suresini niye anlamlandıramıyoruz? Çünkü üzerinden geçiyoruz sadece okumuyoruz. Hemen diğer ayetlere geçiyoruz. Okuduklarımızın içine giremiyoruz. Fatiha bize kendi konumumuzu öğretiyor. Allahın bizden beklediği iki şey var: Birincisi ihtişama ve güzelliğe karşı hayret, ikincisi iyilik ve lütufa karşı minnet” dedi.

VAHİYLE NASIL TEMAS KURARSAK ÖYLE KARŞILIK VERİR

Hayret etmek, ihtişam ve minnet duymak özelliklerinin doğar doğmaz bize bahşedilen insani duygular olduğunu ve bu duyguların hayatımızı idame ettirmede önemli roller oynadığını söyleyen Senai Demirci konuşmasını şöyle sürdürdü: “Allah bizi her saniye yeniden yaratmaya devam ediyor. Yüzümüz her an yeniden yaratılıyor. Başka kimselere benzemesin diye, kendimize ait bir yüz olsun diye hayatta olduğumuz her an yüzümüzü yaratıyor. Niye gördüğümüz yüzleri özlüyoruz. Niye devamlı aynı yüzleri gördüğümüz halde onlardan bıkmıyoruz. Hayret edilesi o kadar çok şey var ki. Bizi seven, bizi bizden daha fazla özleyen, bizi kollayan, düşünen, kıymet veren,şefkat eden,kendimizden bile koruyan bir Allahımız var bizim.Teşekkür ve hamdı niye kendimizden daha güçlü kişi ve kurumlara değil de ona yapıyoruz. Çünkü ne Genel Kurmaylar, ne ABD, ne NATO, ne BM ne de UNESCO benim yokluğumda beni düşünemezler, benim yokluğumda beni dert edinemezler. Allah bizi kendi insafından başka bir varlık ve kurumların insafına bırakmasın. La İlahe İllallah bunu gerektirir. Vahiy biz onunla temasa geçtiğmiz zaman tazelenir. Onunla nasıl muhatab olursak öyle karşılık verir...