Belediyemiz Sertarikzade Kültür Sanat Merkezi’ndeki İrfan Sohbetleri’nin yeni yıldaki ilk konuğu ünlü yazar, mutasavvıf Ömer Tuğrul İnançer oldu.

Ömer Tuğrul İnançer, Eyüp’teki programında, ezan dinleme adabını anlatarak sohbetine başladı. Namazın bir hareketler zincirinden ibaret olmadığını, asıl gayenin namazı kılmak değil onu ayakta tutmak ve yaşatmak olduğunu belirtti.

Tuğrul İnançer, eğitim müfredatının Batıdan alınması gerektiğini iddia edenlere, İslam bilginleri İmam Ebu’l Kasım El-Kazvini

İbnü’l Esir ve İbn-i Haldun’dan örnekler verdi.

İnançer, kendine has üslubu ile çeşitli konulardaki yaygın eksikliklere değindi. Bahsettiği konulardaki fikirlerinin mutlaka her dinleyen tarafından farklı kaynaklara başvurularak değerlendirilmesi gerektiğini, kulaktan duyma bilgilerin sağlıklı bir birey ve toplum oluşturmaya elvermediğine dikkat çekti.

Süleyman Çelebi’nin mevlid-i şerifinden 11. beyitin şerhi etrafında gelişen sohbetten akılda kalan çarpıcı bir kaç başlık şöyle;

“Yıllardır ecdadımızı bize eksik tanıtan militarist zihniyetin ceremesini çekiyoruz. Başarı illa askeri başarı değildir. Elbette ki bir toprağı almaya yarayan askeri başarıdır ancak onu elde tutmaya, korumaya yarayan sanat ve ilim adamlarının başarısıdır.”

“Fert olmadan cemiyet olmaz, millet olmadan da beynelmilel olunmaz. evvela kendimizi ve milli değerlerimizi, kültürümüzü, tarihimizi bileceğiz. Biz geçmişimize cahil bırakılan bir milletiz.”

“Elbise almak için en az sekiz dükkan dolaşırız . 3-5 sene kullanacağımız elbise için bile bu kadar dikkatli seçim ve elemeler yapıyoruz peki, sonsuz hayatımız için hazırlığımızda, dini bilgilerimiz için neden o konu ile alakalı 8 kitap açıp inceleme yapmayız?”

“Asilzadelik kurumunun İslam’da yeri yoktur. Çünkü kişinin hangi ailede doğduğu üzerinde bir ihtiyarı yoktur. Ve kendi ihtiyarı olmayan bir şeyden ötürü kimse mesul sayılamaz. Ancak asil bir kimsenin evladına hürmet göstermek, o kişi için terbiyevi bir uygulamadır, ki bu suretle ‘bana büyüklerimden ötürü iyi davranıyorlar, ben de büyüklerim gibi olayım ki hürmet göreyim’ desin. Ancak seyyidler Efendimizin (s.a.v) emanetleri olmak sebebiyle özeldir. Ümmet, ihtiyaçlarını karşılamakla mükelleftir.”

“Yaptığımız herşeye sanat katmalıyız. Allah’ın El-Mübdî esması, yarattıklarını güzel yaratan anlamına gelir. Bu esmaya uygun olacak şekilde herşeyi bir estetik orana göre uygun yapmalıdır insan. Estetiğin ilk kuralı orandır.”

“Estetik bir ilimdir, kuralları vardır. İndî bir şey değil, objektif bir şeydir. Ancak ‘güzel bulmak-bulmamak’ subjektif bir olgudur, saygı duymak lazım”