Eyüp Belediyesi Caferpaşa Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki Edebiyat Buluşmaları, büyük ilgi görüyor. Programın bu haftaki konuğu Gazeteci-Yazar Cihan Aktaş oldu.

Zamanın akışı içinde hızla değişen Türkiye ve Dünya gündemine dair incelemelerde bulunan Cihan Aktaş, Şubat ayında İslam Dünyasında ve Dünya tarihinde yaşanmış önemli olaylar üzerinde durarak Batının İslam algısı ve kadının konumu hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Batının İslam anlayışını sadece kültürel bir faaliyet olarak algıladığını, kendilerinin yaptıkları birçok zulmü görmezden gelerek İslam’ı yanağından öpülesi bir din olarak tanımladığını belirten Aktaş hafızalarımızın tazelenmesine ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Aktaş ”Toplumsal hafızamıza yapılan saldırıları görmezden geliyoruz. Kültürel hafızamız zaman geçtikçe zayıflamaya başladı. Mahalle kültürünü yitirmemiz büyük sorunlara yol açtı. Şehir dokusunun değişmesi kısa bir zaman diliminde oluşan bir durum değil uzun yıllar sonrasında düşünce ve yaşam şekillerinin değişmesiyle ortaya çıkan bir sonuçtur. Başka seslere ve fikirlere de ihtiyacımız var. Aksi halde toplumca Alzheimer hastalığına yakalanacağız” dedi.

“Zamanı Yeniden Yorumlamalıyız”

Dünyanın entelektüel düşüncesini tanımak adına birçok farklı yazarlardan kitap önerileri ve sinema filmleri tavsiye eden Cihan Aktaş, İslam’da kadının oynadığı role ve kimliksel çatışmalara da değindi. Yunanistan-Türkiye ve Latin Amerika’nın sosyolojik benzeşmeleri üzerinden tahlillerde bulunan Aktaş konuşmasına şöyle devam etti: “Geleneksel İslam’ın kadını konumlandırdığı yanlış birkaç nokta var ama asıl sorun kadınların yazılı kültürde kendilerini ifade edemeyişleridir. Kadın- Erkek, Alevi-Sünni gibi kimliklerin karşı karşıya getirtilip çatışmaya sokmak isteyenler aslında kültürel değerlerimizi zayıflatmak isteyenlerdir. Bu insanlar aynı zamanda hiçbir alternatifin olmadığını söyleyerek nerdeyse umut beslememize bile izin vermeyecekler. Düşünce özgürlüğünü hala bir paket halinde sunulmuş bir şey olduğunu zannedenler var. Sürekli çaba göstermeli ve olayları yaşadığımız zamana yeniden uyarlamalıyız…”