Eyüp Belediyesi Caferpaşa Kültür ve Sanat Merkezi’nde yapılan edebiyat söyleşileri devam ediyor. Yazar Ali Ural, 12 Mart İstiklal Marşımızın kabulünün yıldönümünde Mehmet Akif Ersoy’u anlattı.

Konuşmasına başlarken yazarlık ve edebiyat hakkında bilgiler veren Ural, çalışan ve umudunu kaybetmeyen herkesin yazar olabileceğini belirterek, “Çalışıyorum ama yeteneğim” yok diyenlere yazarlık atölyesindeki öğrencilerini örnek gösterdi.

Taksici ve itfaiyeci gibi bir çok meslek dalından atölye eğitimi alan öğrencileri olduğunu söyleyen Ural, “On hafta boyunca bana hiçbir düzeltme yapamadan hikayesini getirip götüren bir öğrencim vardı.Ben saygıdan ona abi derdim çünkü çok çalışıyor, çok okuyor fakat bir türlü sonuç alamıyordu. Aradan dört yıl geçti ve o şimdi bir kitap çıkarıyor. Hikayeleri dergilerde yayınlanıyor ve çok seviliyor” dedi.

Mehmet Akif’in övgüden hoşlanmadığını mütevazı kişiliğiyle dikkat çektiğini vurgulayan Ali Ural, onun büyük bir dava adamı olduğunu ve hayatının her döneminde bunun örneklerine rastlandığını vurguladı. Ali Ural konuşmasını şöyle sürdürdü: “En son Akif’in fotoğrafıyla nerede karşılaştınız? Bir kitap kapağında mı bir ansiklopedi sayfasında mı, bir devlet dairesinin koridorunda mı, bir sınıfın duvarında mı? Resmi bir şairden çok sürgüne gönderilmiş bir hükümdarı andırıyor. Bir şairden çok oyun arkadaşlarına küsmüş bir çocuğu, hayal kırıklığına uğramış bir babayı, öğretmeye kararlı bir muallimi, isyan çıkarmaya hazırlanan bir mahkûmu… O yalnız şiirini değil, ilmini de örtmeyi seviyor. Hayır saklamıyor öğrenmek isteyenden, öğretiyor da. Fakat tezgâhta değil malları. Çığırtkanlık yapmıyor. Onun ölçüsü insanlığa hizmet.Bu yüzden Sâdî’nin sekiz beyitli bir hikayeciğini, Firdevsî’nin altmış bin beytinden üstün tutuyor. Mithat Cemal ‘Bizde edebiyat diye bir şey yok, değil mi? sorusuna ‘Neden yok! Var! Yeni yetişen çocuklar, Orhan Seyfi, Yusuf Ziya’ diyen, Safahat’taki şiirleri bunlar yazabilir mi sorusuna “Benim yazdığım şeyleri yazabilirler mi bilmem. Kendi yazabildikleri şeyleri benden güzel yazıyorlar’ diyen bir şairdi o.”