Aklımıza ve Gönlümüze Vurulan Kilitleri Kırmalıyız

Caferpaşa Kültür Sanat Merkezi’nde Eğitimci Şair Emrah Ayhan ile “Kelime Ağacı” söyleşileri başladı. Ayhan, söz, laf, kelam, kelime, deyiş, lakırdı ve argo kelimelerinden yola çıkarak anlam dünyası hakkında değerlendirmelerde bulundu.


Söz ve öz temiz kalmışsa ihtiyacı olan şeyin arayışına girer diyen Şair Emrah Ayhan, kültürel geçmişimizdeki kodların yeniden dirilmesi gerektiğini söyledi. Sözün bazen perde bazen de hikmet olduğunu belirten Ayhan, özün sözlerin en yücesi kelam ile değer kazanabileceğini ifade etti.

Bir sürü anlam ve ifadeyi tek bir kelimenin içine hapsetme kısırlığının yaşadığımız zamanın en büyük handikaplarından olduğunu vurgulayan Ayhan, “Bizim kültürümüzde kandili söndür yerine kandili uyut denir. Çünkü söndürmek, bir şeye son verme anlamı da taşıyor. Ama uyuyan bir şey tekrar eski haline dönebilir. “Üzüntü haramdır” dediğimde bu cümlemi çok tuhaf karşılayan kişiler olmuştu. Üzüntü, keder, elem, hüzün ve vicdan azabı tek bir kelime ile ifade ediliyor. Üzüntü insanı sıkıntılara yönlendirdiği için müminde olmaması gereken bir haslet. Manevi etkileşimde biz hüznü kullanmayı tercih ediyoruz. Hüzün yüreği diri tutar ama üzüntü insana kaybettirir, afallatır, tüketir. Biz bu şekilde kelimelerin yan anlamlarını ve çağrıştırıcı anlamlarını ortaya koyup her biri arasındaki anlam farklılıklarını görmek, bunların öykülerini, tarihselliğini, etimolojik kökenini ve uğradıkları değişimi üzerinde duruyoruz” dedi.


Kelimeler asli anlamdan koparıldı


Var olan birçok kelimenin bugünkü kullanımlarına bakıldığında asli anlamından koparıldığının açıkça görüldüğünü kaydeden Emrah Ayhan konuşmasına şöyle devam etti: “Mesela dinlemek tınılamaktan gelmiş. Yani insanın gönlündeki o tınıyı yakalayarak işitmesi. Bu yüzden işitmek ve dinlemek farklı anlamlar. Ama dinlemek için önce işitiyor olmak lazım. Yozlaşmış, unutulmuş, kullanımdan düşmüş kelimeleri su yüzüne çıkartmaya çalışıyoruz. Sadece yaşam değil akıl ve gönüllerimiz de betonlaşmaya başladı. His ve sezgi neredeyse devreden çıkmak üzere. Gündemde manevi ağırlığı olan kelimelerin kelam (vahiy) ile bağlantısını anlatan kaç kişi var? Söz, gücünü insanın özünden alır. Biz sözden yola çıkarak özümüzü de tanımaya ve gürleştirmeye çalışıyoruz. Bu her insanın sorumluluğudur. Amacımız aklımıza ve gönlümüze vurulan kapıların kilitlerini kırmak. İçimize dönmek. Söz ve kelimeleri asli anlamda kullanmadığımız için düşüncemiz de kısırlaştı. Buna dil felsefesi, mantık gibi birçok şey denilebilir ama biz her kelimeye Allah’ın varlığını irdeleyen işaret parmakları gibi bakıyoruz.”